Aşağı Öveçler Mahallesi Lizbon Caddesi No: 25/8 ÇANKAYA / ANKARA          Tel: 0 (312) 473 6157

İnternette Dolandırıcılıkta Bankanın Hukuki Sorumluluğu

İnternet, birden fazla haberleşme ağının  bilgisayarlar aracılığı ile meydana getirdikleri bir iletişim ortamıdır. Bu ağlar arasındaki bağlar internet protokolü kullanılmak suretiyle bilgisayarlar arasında gerçekleşir. Bankaların da internet ortamına  dâhil olmasıyla banka hizmetlerinin yer ve zaman kısıtlaması olmaksızın internet platformuna sunulmasına başlanmış ve böylece internet bankacılığı adı verilen yeni  sistem günümüzde yaygınlaşmaya başlamıştır. Çağımızda internet, tüm dünya üzerine yayılmış olan çok geniş bir bilgisayar ağı durumuna gelmiş olup, bu iletişim ağından faydalanan internet bankacılığı; teknolojide meydana gelen ilerlemeler sonucu ortaya çıkan ve neredeyse bütün bankacılık işlemlerinin zaman , mekan ve yer sınırı olmaksızın internet üzerinden yapılabilmesini sağlayan elektronik bir bankacılık türü olarak karşımıza çıkmaktadır.

İnternet bankacılığı işlemleri bakımından uygulamada ortaya çıkan en önemli mesele, hiç kuşkusuz güvenlik sorunu olup, banka hesaplarındaki paraların, müşterilere ait özel bilgiler kullanılarak üçüncü kişilerce başka hesaplara geçirilmesidir. Bu sorun hem bankalar hem de müşteriler açısından önemli tehlikeler oluşturmaktadır.

Bankalar, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile düzenlenen mali kuruluşlar olup, toplumun gözünde güven uyandırdıkları tartışmasızdır. Bankacılık Kanun’un 7. maddesi’nde; Türkiye’de kurulacak bir bankanın anonim şirket şeklinde kurulması gerektiği ifade edilmektedir. Bu durumdan ötürü;  bankaların, 6102 sayılı TTK’nın 18. maddesi 2. fıkrası uyarınca basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Güvene dayalı  kuruluş olmalarından kaynaklı bankaların ; herhangi bir tacirden daha yüksek bir özveri ve özenle hareket etmeleri mecburidir. Bu mecburiyet; Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uyma zorunluluğunun bir görünümüdür.

Bankaların bir anonim şirket niteliğinde olmasından ötürü basiretli bir tacir gibi iş ve işlemlerini yürütmek zorunda bulunması, sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirirken objektif özenle davranmalarını gerektirir. Başka bir deyişle; bankaların gerek kendileri arasında gerekse müşterilerin gözetiminde yapmış oldukları tüm işlemlerde objektif özen yükümüne uygun olarak hareket etmeleri beklenmektedir. Bankalar objektif özen yükümlülük gereği  hafif kusurlarından dahi sorumludur. TBK’nın 115. maddesi 3. Fıkrası’nın: “Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.” düzenlemesi karşısında ise bankaların yaptıkları işlemlere karşı sorumsuzluk kaydı koymaları mümkün olmayacaktır.

Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK’nın 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 372/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.

 

Yukarıda anlattığımız bilgilerin daha açıklayıcı olması adına ; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 11.03.2019 tarih ve 2017/4888 E. 2019/2015 K. sayılı kararıyla, banka hesabındaki parası bilgisi dışında çekilen kişinin, yapılan bu işlemde, üçüncü kişilerle el ve işbirliği ile veya başka şekilde kusurlu davrandığı kanıtlanmadıkça, bankanın hesaptan çekilen tüm paradan sorumlu olduğuna karar vermiştir.

Söz konusu kararda , “davalı banka tarafından, hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamadığı, kötüniyetli kişilerin işlemlerine karşı korunamadığı, bu kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak etkili mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmediği, bu önlemleri kullanmayı, müşterileri için zorunlu hale getirmediği anlaşılmaktadır” denilerek, bankanın sorumluluğu ve yeterli derecede güvenlik sağlamasının zorunlu olduğu belirtilmiştir

 

Ara