Aşağı Öveçler Mahallesi Lizbon Caddesi No: 25/8 ÇANKAYA / ANKARA          Tel: 0 (312) 473 6157

SOSYAL MEDYA PLATFORMLARINA İLİŞKİN YAPILACAK DÜZENLEMELER HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI

Bilindiği üzere Sayın Cumhurbaşkanı’nın “sosyal medya platformları” hakkında yapmış olduğu açıklama kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştır. Bilişim Hukuku Derneği olarak doğrudan alanımızla ilgili olan bu durum karşısında işbu açıklamayı yapma zorunluluğumuz hâsıl olmuştur.

Öncelikle belirtmek isteriz ki, “hukukun üstünlüğü” ilkesini şiar edinmiş olan derneğimizce, konu hiçbir siyasi saik güdülmeksizin tamamen “hukuk” çerçevesinde ele alınmaktadır.

Demokratik bir hukuk devletinin gereği olarak herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Yine kişilerin haber alma ve verme hakkına sahip olmaları hukuk devleti olmanın getirdiği bir zarurettir. Bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti de vatandaşlarımızın bu temel hak ve özgürlüklerini; gerek Anayasamızdaki gerekse taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerdeki hükümlerle güvence altına almıştır.

Ancak unutulmamalıdır ki bütün hak ve özgürlüklerde olduğu gibi bu özgürlükler de mutlak ve sınırsız değildir. Bu bağlamda sosyal medya platformlarında özgürlükler kullanılırken diğer bireylerin hak ve özgürlüklerinin ihlali sonucunu doğuracak tutum ve davranışlardan kaçınılmalıdır.

Günümüzde etkin bir şekilde kullanılan “sosyal medya platformları” maalesef bu türden ihlallerin sıkça yaşandığı bir mecra haline gelmiştir. Elbette bu durum karşısında platformların tamamen kapatılması asla kabul edilemez. Aksi bir yaklaşım “insan öldürmede kullanılıyor gerekçesiyle ekmek bıçağının yasaklanmasından” farklı bir anlam ifade etmez. Ayrıca geçmiş dönemde yapılan Twitter engellemesinde alternatif erişim olanakları kullanılarak kişilerin ve hatta devlet kurumlarının getirilen yasağı deldiği de unutulmamalıdır.

O halde hakkı ihlal edilen kişinin sığınabileceği yegane merci Türk Milleti adına karar veren mahkemelerdir. Mahkemeler verecekleri kararlarla suçluları cezalandıracak, hak ihlallerine vücut veren yayınları sonlandırarak adaleti tecelli ettirecektir.

Lakin adaletin tecelli etmesi uygulamada fiili olarak mümkün olamamaktadır. İşte sorun tam da bu noktada yaşanmaktadır.

Zira yurt dışı menşeli bu platformlalar, mahkemelerin verdiği kararlara uymamaktadırlar. Örneğin, belli kişi kesim ve grupları linç etmeye yönelik gerçek olsun olmasın kişilerin özel hayatlarının ifşası maksatlı yapılan itibar suikasti niteliğindeki paylaşımlara yahut bir kişi hakkında yazılmış galiz bir küfre yönelik yayının sona erdirilmesi için verilen mahkeme kararının gereğini, “şirket politikalarına” uymadığından bahisle yerine getirmemektedirler. Yine aynı gerekçelerle bu suçları işleyen kişilerin bilgilerini de paylaşmamaktadırlar.

Bunlardan ötürü sosyal medya kullanıcısı olsun olmasın binlerce kişi telafisi imkansız mağduriyetler ile karşı karşıya kalabilmektedir.

Yargı mercilerinin kararlarına karşı firmaların bu tutumları doğrudan egemenliğimize yönelik bir saldırıdır. Çünkü Anayasamıza göre; Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Yargı yetkisi ise, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.

Öte yandan yurt dışı kaynaklı bu platformlarla ilgili olarak yaşanılan sorunlar salt bunlarla da sınırlı değildir. Kazançlarının vergilendirilememesi, milyonlarca internet kullanıcısının kişisel ve özel hayatına ilişkin verilerin kimlerle ve hangi maksatla paylaşıldığının bilinmemesi dahil olmak üzere pek çok çözüme kavuşturulması gereken sorun söz konusudur.

Yine bu platformların diğer ülkelerdeki uygulamaları çifte standartları olduğunu açıkça göstermektedir. Aynı hususlarda başta Avrupa Birliği ülkelerine karşı sergiledikleri tavır, ülkemize karşı gösterdikleri tutumdan çok daha farklıdır.

Hal böyle iken ortak akıl ile hareket edilerek;

Firmaların ülkemizde temsilcilikleri bulunması,
Firmaların mahkeme kararlarına uymamalarının yaptırıma bağlanması,
Firmaların yargı mercilerinin talebi üzerine şüpheli veya sanığa ulaşılması maksatlı Ip bilgilerini paylaşmasının sağlanması,
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında bu bağlamdaki talep ve soruların da yine bu firmalar tarafından yanıtlanmasının sağlanması,
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından müfredata güvenli internet kullanımı ve sosyal medya konularında eğitimlerin eklenmesi,
İnternet okur yazarlığı hususunda üniversitelerde eğitimlerin verilmesi,

gibi getirilecek çözüm önerileri tartışılmalı ve kanayan bu yaraya bir an önce son verilmelidir.

Sonuç itibari ile Bilişim Hukuku Derneği olarak süreci bu ilke ve esaslar çerçevesinde yakından takip ettiğimizi, bu hususta hazırlanan kapsamlı raporun yakın zamanda kamu ve özel kuruluşlarla paylaşacağımızı ve konu ile ilgili her aşamada kamuoyunu bilgilendireceğimizi saygıyla duyururuz.

Bilişim Hukuku Derneği adına
Av. Kürşat ERGÜN

 

Ara